Aptal mı bunlar?

Bebeklerin ve küçük çocukların en önemli özellikleri yetişkinlerden ciddi derecede farklı bir bilinç düzeylerinin olması. Ben bu küçük insanları sevmeme rağmen onlarla pek de iyi geçinemiyorum. Bir kucağıma alayım seveyim isterim. Her an ağlama zırlama başlayabilir. Ağlama zırlama bir yana çocuk durmadan bir şeyler talep eder. Balon alırsın. Oyuncak at ister. Okey oynarken bok varmış gibi annesinin kucağına çıkar, istekadaki taşları alıp masanın üzerine fırlatır.

Elindekiyle yetinmeyi henüz öğrenmemiştir. Kola içerken birden gazoz ister. Gazozu verirsin yarısını içer diğer yarısını yere döker. Bunların üstüne dondurmayı da yedikten sonra mide fesadı geçirip annesinin üstüne başına kusar. Laftan sözden anlamaz. Uykusu geldiğinde efendice yatıp uyuyacağına daha beter huysuzlaşır. En sonunda ağlaya ağlaya odasına götürülür.

Gerçekten ata bindiğini sanan bir çocuk

Bu çocukların yaptıklarını ettiklerini yetişkinlerin yaptığını düşünün. Oyuncak ata binen, şarabın yarısını yere döküp şişesini kıran üstüne rakı içen, elindeki cep telefonunu alınca zır zır ağlayan sonra da kucakta odasına götürülüp yatırılan 30 yaşında bir insana kim bilir neler demeyiz? Herhalde kimse böyle birisiyle yan yana olmak istemez.

Biz bu bebeklerin ve çocukların bu genel davranışlarına ve bitip tükenmek bilmeyen saçma sapan isteklerine bakarak onlara “salak, gerizekalı, aptal, bilinçsiz vs” demiyoruz. “Çocuk” diyip geçiyoruz. Biliyoruz ki çocuklar böyledir.

Bazı insanlar var ki bebeklerin ve çocukların dilinden anlıyorlar. Ağlayan bir bebeği kucağına alıp onunla ses perdesini incelterek “bidi bidi bidi, hanimiş bunun burnu, küçük yaramaz mıymış bu, yerim ben seni” diye konuşarak az önce bar bar bağıran ve kendini yırtarcasına inleyen bir bebeği susturup hemen ardından da gülümsetebilen insanlar hep ilgimi çekmiştir. Ben bunu asla beceremem. Ağlayan bir bebeği susturma görevi bana verilse birkaç iyimser denemeden sonra korkarım ki onu ebediyen susturmak zorunda kalırım.

Bebekleri mutlu etmek için sesini inceltip bir iki sevimli hareket yapmak yine de pek zor olmasa gerek. Bir de bebeklik dönemini bitirmiş çocuk bahsi var. Bunların arasında bazıları bilmiş olur. “Bidi bidi” yaparak bunları susturmak veya mutlu etmek pek mümkün değildir. Sizinle iyi geçinmelerini istiyorsanız çocukların bilinç düzeyine inmeniz gerekir. Mesela, beş yaşında bir çocukla futbolda uzaktan şutların önemini, milli futbolcu Sabri Sarıoğlu'nun serbest vuruş performansını konuşamazsınız. Sahaya çıkıp maç da yapamazsınız.

Çocuk kendini bir silahşör zannediyor

O yaşta bir çocukla futbol anlamında yapabilecekleriniz oldukça kısıtlıdır. Plastik topu ona yuvarlarsınız o da topa vurur. Sonra her ikiniz de “goool” diye bağırırsınız. Hâlbuki ortada gol atılabilecek bir kale bile yoktur. Çocuk sanki gerçekten gol atmış gibi sevinebilir tabii siz rolünüzü iyi oynayabilirseniz. Çocuğun ayağı halıya takılır belki. Kafasını bir yere çarpar “uf” olur. O zaman da öpersiniz geçer. İki yetişkinin böyle bir aktivite içine girmesi salakça olur. Herhalde kimse beyin damarları bu derece kurumuş bir arkadaş istemez. Ama çocuk işte. Salak ya da gerizekalı değil. Çocuk. Çocuklar böyledir.

Çocuklara biraz uzun değindim. Onları kendi “salakça” faaliyetleriyle baş başa bırakıp yetişkinlere gelelim.

Şu an hayatta olan yetişkinlerin en güçlüsü herhalde Barack Obama. Amerika Birleşik Devletlerinin 44. başkanı Barack Obama'nın babasının adı da Barack Obama. Barack Hussein Obama, Sr. Kenyalı bir iktisatçı. Bakalım başkan Obama babası Obama için ne demiş.

“Babam ve annem ben daha 2 yaşındayken boşandıkları için babam çocukluğumda neredeyse hiç yanımda değildi. Babam her ne kadar bir Müslüman olarak yetiştirilmiş olsa da daha annemle tanıştığı zamanda bile dinleri batıl inanç olarak gören açık bir ateistti.”

“My father was almost entirely absent from my childhood, having been divorced from my mother when I was 2 years old; in any event, although my father had been raised a Muslim, by the time he met my mother he was a confirmed atheist, thinking religion to be so much superstition.”

Obama, Barack. “My Spiritual Journey”. TIME.

İslam'ı reddetmiş bir insan - Barack Hussein Obama, Sr.

Kısacası babası son günlerin moda tabiriyle bir mürtettir. Neyse ki yıllar önce ölmüş yoksa katli vaciptir.

Yukarıdaki alıntının yapıldığı yazının tamamını okuduğumuzda gördüğümüz şey başkan Obama'nın annesinin dinler konusunda tam anlamıyla ne idüğü belirsiz bir insan olduğu. Dinsiz mi Hıristiyan mı Budist mi belli değil.

Birkaç ay önce başkan Obama Türkiye'ye geldi. Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekillerine bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanlığı köşkünde Abdullah Gül'le bir araya geldi. İstanbul'da Tophane-i Amire binasında üniversite öğrencileriyle birlikte oldu.

Millet Meclisindeki konuşmasında “Amerika'da Müslüman aileler var. Ben de o ailelerden birinden geliyorum” dedi. Alkış koptu. Mebusların çok hoşuna gitti bu sözler.

Köşkte cumhurbaşkanı Gül, başkan Obama'ya “Hüseyin” diye seslenmiş. O da ona Abdullah diyormuş. Cumhurbaşkanı kim bilir nasıl bir keyif almıştır Obama'ya “Hüseyin” diye hitap ederken.

Hüseyincim, iftarda bizdesin.

Üniversite öğrencileriyle birlikte katıldığı toplantıda da bir konuşma yaptı. Sonra öğrencilerden birkaç soru almak istemiş. Bakmış ki soru sormak isteyenlerin sayısı fazla ve hepsiyle uğraşamayacak “öğle ezanına kadar toplantıyı bitirmek istiyorum, az zamanımız kaldı” demiş. Nasıl da hoşlarına gitti. Zaten başkan Obama her gittiği ülkede namaz saatlerini takip eder.

Başkan Obama geçen gün de Mısır'daydı. Orada da konuşmasının başlarında “es selamın aleyküm” çekti. Alkış kıyamet.

Yazıyı buraya kadar okumuş olan okuyuculardan özür dilerim. Asıl niyetim çocukların bilinç düzeyine inmekle ilgili örnekler vermekti. Ben hiç beceremesem de yeri geldiğinde onların nasıl avutulduğunu, nasıl eğlendirildiklerini, nasıl susturulduklarını anlatmak ve bir yetişkinin perspektifinden bakıldığında ne kadar aptal, gerizekalı veya budala göründüklerini tartışmaktı. Nedense dikkatim dağıldı ve konu başka yerlere geldi. Yazmış bulunduk artık. İkisini bir arada okuyuverin hatırım için. Tekrar özür dilerim.