Fenni muayeneye fenni yaklaşım

Türkiye'de bir motorlu araca sahipseniz ödemeniz gereken vergiler ve bunların yanında yerine getirmeniz gereken yükümlülükler var.

Bunlardan biri motorlu taşıtlar vergisi. Altı ayda bir tahsil edilir. Adı üstünde vergi olduğu için karşılığında bir hizmet alınmaz. Devlet “öde” der araç sahibi de öder.

İkincisi trafik sigortası. Yıllık olarak yapılır. Aracınız için çok daha kapsayıcı ve pahalı olan kasko sigortasını yaptırsanız bile yine de trafik sigortası yaptırmak zorundasınız. Trafik kontrolünde aracın trafik sigortası olmazsa polis cezayı yazdığı gibi arabayı da bağlayabilir. Cezasıyla birlikte yaptırmak icap eder.

Bu ikisinden toplanan para devletimize yetmediği için bir de “fenni” muayene denen bir şey var. İki üç sene öncesine kadar muayene istasyonları devletin elindeydi. Aracınızla bu muayene istasyonuna gidiyordunuz. Görevliler arabanın hemen hemen hiçbir özelliğine bakmıyorlardı. Sadece şasi numarasını kontrol edip arabanın çalıntı olmadığından emin oluyorlar; yangın tüpünü ve ilk yardım çantasını da kontrol edip imzayı basıyorlardı. Kişinin aracında yangın tüpü vs. eksikse bunlar muayeneye gitmeden önce konu komşudan tedarik ediliyor ertesi gün de sahibine iade ediliyordu.

Aracınızı en iyi serviste tepeden tırnağa kontrol ettirseniz dahi yine de “fenni” muayeneye girmek zorundasınız. Bunun da trafik sigortasına benzer müeyyideleri var.

araç muayene istasyonu
En ileri fenni usullerin uygulandığı yer

Yukarıda saydığım üç yükümlülükten ilk ikisi fazla değişmez. Motorlu taşıtlar vergisinin tutarı artar. Trafik sigortasının primleri yükselir. Hepsi o kadar.

Ülkemizde fen alanında büyük ilerlemeler oldu son iki yılda. Baktılar ki “fenni” muayene hiç de fenni şekilde yapılmıyor, aracın sağına soluna şöyle bir bakıp imza atılıyor ve fenni muayene kerhen yapılmış oluyor; muayeneyi çağdaş ilmin ve fennin gereklerine uygun olarak yapmak üzere muayene istasyonlarında reform hareketine giriştiler.

Neyse, ne yaptılar ettiler muayene istasyonları özelleşti. Çok büyük yeni muayene merkezleri kuruldu. Artık muayenede kılı kırk yardıkları gibi bir de yönetmelikler değişmiş ve daha da sıkılaşmış.

Far ayarları, fren körükleri, lastik diş derinlikleri gibi daha önceden hiç akla dahi gelmeyen unsurlar kontrol ediliyor. Eksik varsa giderilmesi söyleniyor ve araç muayeneden kalıyor. Eksiği giderip tekrar muayene istasyonuna gidiyorsunuz ve aracınız tekrar test edilip uygun bulunursa muayeneden geçiyor.

Araçlar illa ki muayene edilecekse (ben istemiyorum ama mecbur) o zaman iyi bir şekilde muayene edilmesi sevindirici. Bu iyileştirmenin sebebi tabii ki ülkemizdeki fenni ilerlemeler değildir; bir yerde bir rant vardır o yüzden değişmiştir sistem. Sebebi ne olursa olsun ortaya çıkan sonuç itirazı gerektirmiyor.

Bugün bir vatandaş, ismi Ahmet Boran olsun, far ayarı bozuk, fren körükleri hasarlı, lastikleri de kabak hale gelmiş aracını muayene istasyonuna götürdüğünde ve araç muayeneden geçemediğinde daha önceki muayenelerde bunların hiç kontrol edilmediğini, aracın bu durumda muayeneden geçtiğini söylerse nasıl bir cevap alır?

Ahmet Boran
Sorgulayıcı ve duyarlı vatandaş Ahmet Boran

“Aracın far ayarının bozuk olması veya lastiklerinin kabul edilemez derecede aşınması trafik emniyetini riske eden unsurlardır ve bu durum ilmi olarak ispatlanmıştır. Daha önce bunlara bakılmamış olması bir kazanılmış hak meydana getirmez” derler.

Ahmet Boran buna itiraz etmez. Biz de itiraz edemiyoruz. İlim bir bulguya ulaştıysa hayatın ona göre düzenlenmesine itiraz edemeyiz. Dedikleri gibi daha önce yapılmış bir yanlış bizim için herhangi bir kazanılmış hak meydana getirmez.

Gelelim başka bir yükümlülüğe. Sürücü belgesi. 2011 yılından itibaren sürücü belgesi alabilmek için ilköğretim okulu mezunu olma şartı aranacak. İlköğretim okulu 8 yıldır. Eskiden 5 yıl eğitim verilen ilkokullardan mezun olanlar veya 8 yıllık ilköğretim okulunda en az 5 yıl okuyup daha sonra ayrılanlar geçtiğimiz yıllarda ehliyet alabiliyorlardı ve 2009 ve 2010 yıllarında da ehliyet almaya devam edecekler. Ama 2011 yılından itibaren alamayacaklar.

2011 yılında lastikleri kabak hale gelmiş aracımızla muayeneyi geçemezken (eskiden geçebiliyorduk) 2011 yılından önce sürücü belgesi almış olan ilkokul mezunları trafikte dolaşıyor olacak.

Şimdi söz Ahmet Boran'da: “Ben mademki muayene şartlarına uymak için bir sürü para verip yeni lastik aldım, far ayarı yaptırdım, arabanın parçalarını değiştirttim o zaman bu ilkokul mezunları da yeni mevzuata uygun hale gelmek için okula yazılsın ve ilköğretim okulunu bitirsinler. Ya da bunların ehliyetleri ellerinden alınsın.”

Meseleyi şu şekilde düzenleyelim. 8 yıllık ilköğretim tahsilini yapmamış birisinin araç kullanması trafik emniyetini tehlikeye atıyorsa neden bu tahsili almamış kişilerin araç kullanmasına izin veriliyor? 8 yıllık ilköğretim tahsilini yapmanın trafik emniyeti ile bir ilgisi yoksa neden sürücü belgesinin verilmesi bu şarta bağlanıyor?

Ben Ahmet Boran'ın yerine bu soruyu bir hukukçuya sordum. Söylediğine göre 8 yıllık ilköğretim okulu mezunu olmayan birisinin daha önceki mevzuata uygun olarak aldığı sürücü belgesi bir kazanılmış hakmış.

Bu kazanılmış hak tabirindeki “hak” ne hakkı acaba? Emniyetli araç kullanmak için gerekli olan tahsili almadığı halde araç kullanıp milletin canını malını tehlikeye atma hakkı mı?

Siz söyleyin. Emniyetli araç kullanmak için sekiz sene ilköğretim tahsili almaya gerek yok. Bu ikisi arasında herhangi bir korelasyon yok. 8 yıl eğitim alanların almayanlara oranla daha emniyetli araç kullandıklarını kanıtlayan veya en azından öne süren bir ilmi çalışma yok.

O zaman bu yasa neden değişti?

Ara sıra TRT3 kanalını açın, izleyin. Cevabı orada görürsünüz. Diğerlerinden daha yüksek bir platformda oturan papyonlu bir adam “2343 sayılı yasa ile değişik 543 sayılı yasa ile değişik 34 sayılı yasanın değiştirilmesini kabul edenler? Etmeyenler? Kabul edilmiştir” diye mikrofona konuşur. O sırada el kaldırıp numarası söylenen yasayı kabul edenler neyi kabul ettiklerinin farkında bile değildirler. Kendi partilerinden üç beş aklıevvelden müteşekkil komisyon öğle namazı ile ikindi namazı arasında “ilköğretim şartı koyalım yaa” diye bir teklif hazırlamışlardır; başkan da bunu diğer komisyonların teklif ettiği yirmi otuz öneri ile birlikte oylamaya sunmuştur. Bunlar da ellerini kaldırıp hepsini bir bir kabul ederler. Böyle saçmalıkların ortaya çıkması için sadece bir kişinin aptal olması zaten yetmez. Bir komisyona ihtiyaç var.

Benim sürücü belgesindeki görüşüm biraz daha farklı. Sürücü belgesi kaldırılsın! Onu da yakında yazacağım.