Kavak Yelleri'nin bakiresi

Kavak Yelleri adında bir gençlik dizisi var. Senaryosu Dawson's Creek adlı bir Amerikan dizisinden esinlenmeymiş. Cumartesi geceleri Kanal D'de yayınlanıyor. Pek fazla izlemiş olmasam da bende bıraktığı intiba eğlenceli ve sürükleyici bir dizi olduğu. Senaryosu pek titizlikle yazılmış değil. Saatlerce gelmeyen polisler, mezarlıkta kemik arayan kafadarlar, sapasağlam vaziyette tekneye binip suyun ortasında aniden fenalaşıp ölen çaresiz hastalar var. Bunun gibi birçok saçmalık senaryonun eğretiliği içinde eriyip gidiyor.

Birkaç gencin hikâyesini anlatıyor. Bu diziden hiç haberimin olmadığı zamanlarda bu gençler Urla'da yaşıyorlarmış. Daha sonra hep birlikte İstanbul'a yerleşmişler. Galiba ilk başta hepsi öğrenciymiş. Şimdi kimisi öğrenciliğe devam ediyor kimisi de iş hayatında. Gençlerden birinin adı Aslı. 19 yaşında. Önceleri dizinin kahramanlarından Deniz ile berabermiş. Daha sonra ondan ayrılmış ve yine dizinin kahramanlarından Efe ile birlikte olmaya başlamış. Her iki birliktelik de tutkulu aşklarmış. Önceleri çok iyi dost olan Deniz ve Efe'nin bu sevgili değişikliğinden sonra araları bozulmuş. Haftalarca belki de aylarca hiç görüşmemişler ve daha sonra birkaç ölüm kalım meselesi, dizi klişesi mahiyetindeki hayat kurtarma sahnesi ile Deniz ile Efe eski dostluklarına geri dönmüşler.

Aslı ve Deniz
Aslı ve Deniz

Aslı ve Efe
Aslı ve Efe

4 Nisan 2009 tarihi bir Cumartesi günüydü. Birden içim geçti ve yatağıma yattım. Salondaki televizyonda ise bu dizi açıktı. Pek derin bir uyku uyuyamadım. Duyduğum kadarıyla bu Aslı bir öğrenci yurdunda kalmaya başlamış ve bir nedenden dolayı yurt müdürü Aslı'nın bekâret muayenesine tabi tutulmasını talep ediyor. Dizinin tekrarını izledim. Meğerse yurt müdürü kendisini daha önce üst bir makama şikâyet eden Aslı'dan intikam almak için bir komplo kurmuş ve Aslı ve Efe'yi saçma sapan bir tertiple yurt odasına sokmuş ve orada bir süre yalnız kalan çifti basmış. Bunun üzerine de bekaret kontrolü işini çıkartmış.

Daha sonra Aslı ve mevcut sevgilisi Efe konuyu müzakere ediyorlar ve Efe, Aslı'ya konuyu uzatmamasını, zaten bakire olduğunu ve aslanlar gibi bekâret muayenesini olup kurtulmasını salık veriyor. Aslı bu tavsiyeye çok içerliyor ve Efe'ye bu tavsiyesinden dolayı büyük tepki gösteriyor.

Daha da sonra konu Aslı'nın muhafazakâr bir adam olan babasının kulağına gidiyor. Bildiren de yurt müdürü. Yurt müdürü Aslı'nın babasına diyor ki: “kızınız sizi aramamdan çok korktu. Bakire olmadığını öğrenmeniz halinde onu mahvedermişsiniz”. O da Aslı'yı alıp bekâret muayenesi için doktora götürüyor. Söylediğine göre kızına itimadı tammış ama amacı kızının bakire olduğunu gösteren raporu yurt müdürünün suratına atıp ona haddini bildirmekmiş. Aslı babasının onu bekâret muayenesine götürmesine de çok bozuluyor ve ona da büyük tepki gösteriyor. Bu tepki “baba, nasıl olurda sen benim bakire olduğumdan bir an bile şüphe duyarsın?” diye ifade edilebilecek bir sitemden ziyade “baba, sen nasıl olurda beni bekâret muayenesi için doktora getirirsin?” tarzı bir tepki.

Doktor muayeneyi yapmadan önce hiç kimsenin bir başkasını bekâret kontrolü yaptırmaya mecbur tutamayacağını söylüyor. Aslı da bunun böyle olduğunu bildiğini ancak kendi rızasıyla muayene olmak istediğini beyan ediyor. Aslı zaten tıp fakültesine okuyan ve bu usulleri iyi bilen bir genç kız.

Neticede doktor muayeneyi yapıyor ve Aslı bakire çıkıyor. Doktor Aslı'nın bakire olduğunu gösteren raporu yazdıktan sonra Aslı doktordan raporu değiştirmesini ve bakire olmadığının yazılmasını istiyor. Aslı'nın bunu neden talep ettiği ben bu yazıyı yazdığımda henüz belli değildi ve bu yazının konusu da değil.

Bu yazının konusu Aslı'nın bekâret muayenesine direnme hususunda neden bu kadar kararlı olduğu.

Aslı 19 yaşındadır. Yukarıda da söylediğim gibi hayatına en az iki erkek girmiştir ve bunlardan biriyle olan ilişkisi sürmektedir. Aslı bakire olduğuna göre bunlarla geleneksel anlamda cinsel ilişkiye girmemiştir. Öpüştüğü kesin olmakla birlikte başka cinsel aktivitelerde bulunup bulunmadığı dizi izleyicisi tarafından bilinmemektedir.

Aslı hatırı sayılır süreler boyunca bu adamlarla birlikte olmuş olduğu halde neden onlarla cinsel ilişkiye girmemektedir? Bu soruya yanıt aramadan önce bu soruyu sormakta haklı olup olmadığımızı tespit etmeliyiz.

Aslı 19 yaşındadır. Demek ki çok uzun süreden beri âdet görmektedir. Biyolojik olarak cinsel ilişkiye girmeye, hamile kalmaya ve çocuk doğurmaya hazırdır. Aslı cinselliğin göz ardı edilemeyecek derecede zevkli bir aktivite olduğunu tahmin etmektedir. 19 yaşında, cezai ehliyeti olan ve oy verebilecek yaşta, İzmirli, İstanbul'da yaşayan, tıp fakültesinde okuyan ve geniş bir arkadaş çevresine sahip bir yirmi birinci yüzyıl genç kızının böyle bir tahmini olacağından şüphe yoktur. Aslı'nın hem biyolojik olarak cinsel aktiviteye hazır olmasına hem de bu aktivitenin göz ardı edilemeyecek kadar zevkli olabileceğini tahmin etmesine rağmen cinsel ilişkide bulunmamış olması merak uyandırıcıdır. Şu şartlar altındaki bir insanın neden cinsel ilişkiye girdiğini sorgulamak yersizdir ama neden girmediği sorgulanabilir.

Şimdi sorumuza geri dönelim. Aslı neden cinsel ilişkiye girmemektedir?

  1. Aslı hastadır.

    Aslı — en azından merakını yenmek için — cinsel ilişkiye girmeyi arzu etmesine rağmen bunu yapmasını engelleyen fiziksel veya psikolojik bir hastalıktan muzdariptir. Tedavi görmek suretiyle veya zamana bırakarak bu hastalığından kurtulacağını ummaktadır.

  2. Aslı bekâretini müstakbel kocasına saklamayı arzu etmektedir.

    Türk toplumu için bekâret önemli bir şeydir. Aslı da bu görüşü paylaşmaktadır. Ona göre cinsellik oyuncak değildir. İnsan eğlenmek için geleneksel anlamda cinselliği kullanacaksa bunu kocasıyla yapmalıdır. Evlenmeden önce cinsel ilişkide bulunan bir kız iffetsizdir. Hülasa, evlenene kadar beklemek en doğrusudur.

A şıkkını laf olsun diye yazdım. Durumu böyle olan kızlarımızın tüm kızlarımıza oranı herhalde yüzde beşten fazla değildir. Aslı bir dizi karakteri olduğuna göre toplumda rastlanma oranı en fazla yüzde beş olan bir durumdan muzdaripse bu durum bir şekilde izleyiciye bildirilmelidir. (Sylvester Stallone belki homoseksüeldir ama Rocky Balboa veya John Rambo kesinlikle homoseksüel değildir.)

Sorunun doğru yanıtı büyük ihtimalle B şıkkıdır. Peki, Aslı'nın B şıkkını tercih etmesi eleştirilebilir mi?

Tabii ki hayır. Kişi kendi bedeni üzerinde sınırsız tasarruf hakkına sahiptir. Bekâretini kimseye vermek zorunda değildir. Toplumsal insan, iffet, ar, namus, haysiyet, şeref gibi toplumsal mefhumları yorumlar ve kendisini bu yaptığı yorumlar ekseninde bir yere koyar. Yaptığı bu tercihlerden dolayı eleştirilemez veya ayıplanamaz.

Şu halde;

Aslı'ya göre evlilik dışı cinsel ilişki iffetsizliktir. Ne kadar zevkli olduğu vaat edilirse edilsin evlilik dışı (daha doğru bir ifadeyle evlilik öncesi) cinsel ilişkiden kaçınmak ve evlenene kadar bakire kalmak gerekir.

Aslı'nın babasına göre de evlilik dışı cinsel ilişki iffetsizliktir. Ne kadar zevkli olduğu vaat edilirse edilsin evlilik dışı (daha doğru bir ifadeyle evlilik öncesi) cinsel ilişkiden kaçınmak ve evlenene kadar bakire kalmak gerekir.

Toplumun geneline ve yurt müdürüne göre de evlilik dışı cinsel ilişki iffetsizliktir. Ne kadar zevkli olduğu vaat edilirse edilsin evlilik dışı (daha doğru bir ifadeyle evlilik öncesi) cinsel ilişkiden kaçınmak ve evlenene kadar bakire kalmak gerekir.

Aslı'nın bakire olup olmamasıyla ilgilenen üç taraf da aynı fikirdedir. Bunlar arasında gerçeği kesin olarak bilen tek kişi sadece Aslı'dır. Diğer iki taraf da çeşitli nedenlerle bu bilgiye ihtiyaç duymaktadır.

Aslı şu durumda söz konusu bilgiyi — yani bakire olup olmadığına dair doğru bilgiyi — diğer taraflara vermeli midir? Kendi beyanının veya imalarının yeterli olmadığı durumlarda ise bunu tıbben kanıtlama yoluna gitmeli midir?

Bence Aslı bu bilgiyi vermelidir ve gerektiğinde ispatlamalıdır.

Çünkü Aslı'nın iddiası iffetsiz bir insan olmadığıdır. Kişi, şayet iffetli olmayı evlenene kadar bakire kalma düzleminde algılıyorsa ve de o an itibariyle iffetliyse onun bu özelliği yakın çevresi ve toplum tarafından makul düzeyde kabul görmelidir.

Şöyle bir soru sorulabilir. Kişinin kendisinin iffetli olduğunu bilmesi yeterli değil midir?

Bence değildir. Kişinin sadece kendisinin iffetli olduğunu bilmesi onu iffetli yapmaz. İffetli olmak toplumsal bir kavramdır. İffetli olmak, esprili olmak veya liderlik vasıflarına sahip olmak gibi bir şeydir.

Hiç şaka yapmayan veya yaptığı şakalarla hiç kimseyi güldüremeyen bir kimse düşünün. Bu kişinin kendisinin esprili bir insan olduğunu “bilmesi” onu esprili bir insan yapar mı? Veya peşinden bir tek kişiyi bile sürükleyemeyen, kimseye lafını dinletemeyen bir kişinin kendisinin üstün liderlik vasıflarına sahip olduğuna inanması onu bir lider yapar mı?

Böyle özelliklerin birey düzleminde manası yoktur. Robinson Crusoe'nun ıssız adada tek başına kaldığı andan Cuma adını verdiği yerli ile karşılaştığı an arasında geçen sürede dürüstlük, namusluluk veya yardımseverlik gibi vasıflara sahip olup olmadığı sorgulanamaz (adada bulunan hayvanlar ve diğer doğal unsurlarla olan ilişkisini göz ardı ediyoruz). Tek başına manası olan özellikler başkadır. Mesela, kişi toplumdan bağımsız olarak zeki olabilir. Herkesin aptal bulduğu ancak aslında zeki olan insanlar vardır. Batılı milyoner ve mucitlerin hayat hikâyelerinde bu tezatlığı görebilirsiniz. Ancak pek tabii ki iffetli olmak zeki olmaya hiç benzemez.

Şu durumda Aslı'nın iffetli olduğunu gerektiğinde kanıtlaması gerekmektedir. Bu, Aslı'nın varlığına kendi kendine karar verebileceği bir vasıf değildir.

Aslıcım! Senin mesihliğin Mehmet Ali Ağca kadar. Nasıralı İsa olmak öyle yurt müdürüne bağırıp çağırmakla, sevgiline, babana gider yapmakla olmaz. Mucizeyi göstereceksin ki peşinden gelsinler.